Toplumsal TVBağımsız görüş, analiz ve düşünce
Ana Sayfa/Görüş
Köşe Yazısı

‘EŞİT YURTTAŞLIK’ KAVRAMININ İÇERDİĞİ TUZAK!

Galip Karakuş, “eşit yurttaşlık” söylemini anayasal haklar, Cumhuriyet yurttaşlığı ve yurttaşların kanun önünde eşitliği açısından değerlendiriyor.

‘EŞİT YURTTAŞLIK’ KAVRAMININ İÇERDİĞİ TUZAK! - Galip Karakuş · Yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel
‘EŞİT YURTTAŞLIK’ KAVRAMININ İÇERDİĞİ TUZAK! - Galip Karakuş · Yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel

ABD'nin omuzlarına basarak günümüze kadar yaşamını sürdürmeyi başaran ve bugün devleti yönetenlerle pazarlık masasına oturmuş olan terör örgütü PKK'nın; yıllardır sıklıkla kirleterek kullandığı "Eşiit Yurttaşlık" söyleminin peşinden sinsice dillendirdiği 'Sosyalizm' ve 'Devrim' kavramlarını da kirletme çabasında olduğunu düşünüyorum!

“Eşit Yurttaşlık” kavramının ardından dillendirdiği “Sosyalizmi benimsedikleri” yalanı ile birlikte, can suyunu toprak ağaları, tarikatlar ve aşiretlerden aldığını artık gizlemeyen bu terör örgütünün 40 yıldan bu yana uygulayageldiği ilişki ağları ve uygulayageldiği yöntemler; sol-sosyalist kesimin eli kalem tutanları tarafından da hep göz ardı edilmiştir!

Terör örgütünün yayınlarında-bildirilerinde sıkça belirtildiği gibi bu kavramın, “yurttaşların etnik köken temelinde tanımlanması” anlamını içerdiği akıldan çıkarılmamalıdır!

Aynı şekilde, Alevi örgütlerinin de yayınladıkları bildirilerde ve etkinliklerdeki söylemlerinde, bilerek ya da bilmeden bu “kavram tuzağının” içine düştüklerini görmekteyiz!

Tıpkı Irkçı faşistlerce olabildiğince kirletilmiş olan "Milliyetçilik" kavramı gibi terör örgütünün diline doladığı “Eşit yurttaşlık” kavramı yerine; ‘Anayasal Hakların Savunulması’ üzerine kurulu bir mücadele ve “yurttaşların eşitliği” üzerinde durmak neden düşünülmez?

Bu kavramı kullanmakta ısrarcı olmak, mevcut anayasadaki vatandaşlık tanımından rahatsızlığın göstergesi olduğu ve bir slogana dönüştürüldüğü açık değil midir?!

Anayasanın 10. Maddesi; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” der.

Bilindiği gibi, mevcut anayasanın yukarıdaki söylemi yanında onlarca maddesi de; Yurttaşı, yani aynı yurdu paylaşan ve eşit haklara sahip bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Bu noktadan hareketle; Etnik-mezhepsel ayrışma yerine kullanıldığı artık belli olan ve kulağa hoş gelen “Eşit Yurttaşlık” yerine; anayasal hak olan “Cumhuriyet Yurttaşlığı” haklarını savunmak daha gerçekçi olacaktır…

Anayasanın 66’ncı maddesinde; “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” şeklindeki tanıma ve 42’nci maddedeki “Eğitim ve Öğrenim Hakkı”nı düzenleyen maddesine de karşı çıkan etnik Kürt milliyetçilerinin temsilcileri olan TBMM’deki milletvekillerinden; Doğu ve Güneydoğu’da kangrenleşmiş feodal yapı hakkında, Tarikat şeyhleri, töre cinayetleri ve toprak ağalarının, Korucu sisteminin yarattığı rezillikler ile, Van-Hakkâri hattındaki bir türlü ortaya çıkarılamayan uyuşturucu laboratuvarları konusunda bir söz duyan var mı?

Ülkenin tamamını doğrudan etkileyen eğitimden adalete, yolsuzluktan yoksulluğa ve eğitime tüm “İnsanlık Sorunu” orta yerde dururken, hangi “Kürt sorunun”dan bahsediyorsunuz?!

“Eşit Yurttaşlık” kavramını dilinden düşürmeyen ve bu bağlamda “Lozan Antlaşması”nı sorgulayan etnikçilere sormak gerek: “Osmanlı döneminde vatandaş mıydın ki, sana ‘Yurttaş’ sıfatını kazandıran Lozan’a ve Cumhuriyet devrimlerine karşı çıkıyorsun?”

Bilinç düzeyine eriştiğimden bu yana Anadolu'daki siyasal savrulmalara aşina Alev/Sosyalistim-Kemalist bir yurttaşım. Meslek yaşamımın 20 yılı doğu ve Güneydoğu'da geçti. Görevim sırasında olayları; bir gözlemci, bir araştırmacı duyarlılığıyla değerlendirdim hep. Sosyalist bilinç bunu gerektiriyordu çünkü. Öncesinde de, Balıkesir'in Sındırgı'sında, Balya'sında ve orta Anadolu ile güneyde yolu yolağı olmayan yerlerde görev yaptım (1978-1983); daha sonra (1985) görevli bulunduğum Hakkâri'nin Üzümlü'sü oralardan daha çok sosyal olanaklara sahip olduğunu gördüm. Günümüz Türkiye'sinde bir "topyekün bir insanlık Sorunu" yaşanmaktayken; "Etnik Kürt Milliyetçiliğini" öne çıkaran siyaset bezirgânı kesimin “Eşit Yurttaşlık” teranesini alkışlayanların aslında, kendisini Ortadoğu’nun eyalet valisi gibi gören ABD büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerini alkışladıklarının farkında değiller!

Etnik Kürt milliyetçilerinin 56 milletvekilinden herhangi birisinin; TBMM kürsüsünde mikrofon hakkını kullanırken; Doğu ve Güneydoğu’da adeta kangren halindeki Toprak ağası ile marabası, Tarikat şeyhi ile müridi arasındaki “eşit yurttaşlık çelişkisi” hakkında söz söylediğine tanık olan var mı?

Sözün özü ve asıl mesele; Türkiye'de tüm dünyanın gözü önünde ekonominin iflası, Hukuk, Adalet, Laiklik, Kültür yozlaşması, eğitimin dinselleşmesi sorunları yaşanıyorken, tek adam rejiminin devamlılığını sağlamaya yönelik sıkışmışlığını fırsat bilerek "Irkçı Kürt Milliyetçisi" kesimin, ülkeyi Lübnan'a döndürme çabalarına seyirci mi kalınacaktır?!

Ömrümüzün son demlerini yaşadığımız bu günlere kadar hep siyasal İHANET'lere tanıklık ettik!

Bu durum, 73 yaşında bir yurtsever ‘Sosyalizm öğrencisi’ için ne acı bir durum!..