Bugün medya dünyasına ve siyaset arenasına baktığımızda acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Halkın doğru haber alma hakkını savunması gereken yapılar, derin bir nitelik kaybı ve yozlaşma içinde.Anahaber Kanalları birer yandaş ,demogog kürsüsü işlevi görür hale getirildi.Devletin kaynakları ile" Merkez Medya" bitirilip ,adeta mafya usulü çöküldü.
Özellikle Tele 1 ve Halk TV gibi Kendilerini "muhalif haber kanalı" olarak tanımlıyorlar ama gelinen noktada birer haber yayın organı olmaktan çıkıp tam anlamıyla birer ,siyasi parti organına dönüştüler.Proğram sunucuları dahi haber sunmak yerine birer manifesto okumayı yayıncılık haline getirdiler. Paralı yorumcular tek yanlı felaket tellalığı ile toplumun sinir uçlarına dokunarak nerdeyse ; "Ne duruyorsunuz ? hemen sokağa çıkın !" diyecek konuma geldiler. Buldukları her haberi teyit dahi etmeden hemen aervis edip,yalan haber çıktığında geriye dönüp ,tekzip dahi etmmekte ısrar ettiler. Gelinen noktada "Muhalif Kanallar" a kayyum lar atanarak susturuldular.Yani iktidar ve Anamuhalefet borazanı Medya savaşları, AKP nin iktidar gücünü kullanarak baskın gelmesi ile Anamuhalefet borazanları susturulmuş oldu.Peki İktidarın borazanları nasıl susturulacak?
Unutulmamalıdır ki muhalefet etmek basının veya ekranların doğrudan görevi değildir. Basının asıl görevi, toplumsal muhalefetin sesini tarafsız ve objektif bir biçimde kamuoyuna duyurmaktır. Ancak bu kanallar, halkın sesi olmak yerine kendilerini birer siyasi ideolog, hatta bir parti başkanı konumuna yerleştirdiler.Bu yayın politikasıyla sadece muhalif toplumsal kesimlerin umudunu kırmakla kalmıyor; insanların psikolojisini bozarak toplumda kutuplaşmayı, kamplaşmayı ve kısır döngüleri körüklüyorlar.
Yandaşlığın Rengi Değişse de Zihniyeti Değişmiyor
Peki bu çark nasıl dönüyor? Söz konusu kanallar, belediyelerden ve 1992 sonrası CHP’sinden aktarılan kaynaklarla kendilerini parti yönetimlerinin birer borazanı haline getirdiler.
Yayınlarında bir kez olsun "1992 CHP’si gerçek CHP değildir, SHP’nin yedek gömleğidir" eleştirisini duydunuz mu? Göremezsiniz. Belediye başkanlıklarının müteahhitlere, otelcilere para karşılığı dağıtıldığı iddialarını teşhir eden, bu düzene tepki gösteren tek bir eleştirel sese dahi ekranlarını tamamen kapatmış durumdalar.
Açıkça söyleyelim: AKP nin yandaş kanalları neyse, 1992 CHP’sinin yandaş kanalları da tam olarak odur.
Tablo zaten ortada:
- AKP onlarca yayın organı ile toplumun kafasını narkozluyor,
- 1992 CHP’si bunu zamanında Halk TV ile yapıyordu (şimdi bölündüler, Halk TV Yeni Parti nin borazanı oldu),
- MK Tv ( Mutlak Butlan 92 CHP ) Meltem TV (BTP), Bengü Türk (MHP), TV5 (Saadet Partisi), Ulusal Kanal (Vatan Partisi) ve İlke TV (DEM Parti) ise kendi siyasi hatlarının sözcülüğünü sürdürüyor.
Medya; siyasi partilerin borazanı, holdinglerin şantaj aracı olmaktan çıkarılmadığı sürece bu ülkede doğru haber ve sağlıklı toplumsal iletişim asla mümkün olmayacaktır.
Ekranlar siyaset kürsüsü olmaktan çıkarılmalı, tarafsız haber kanalına dönüştürülmelidir.
Yerel Krallıklara Son Verilmeli!
Bu çürümüşlüğün kaynağını kesmek için acilen Belediye Kanunu değiştirilmeli ve yerel krallıklar kaldırılmalıdır. Belediyeler; müteahhitlerin, toptancı tüccarların kontrolünden ve partilerin beslenme kaynağı olmaktan derhal kurtarılmalıdır.
Bunun yolu bellidir:
- Kent Konseyleri Güçlendirilmeli: Belediyelerin Kent Konseyleri yetkilendirilmeli, sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir Kent Konseyleri Temsilciler Meclisi kurulmalıdır.Temsilciler Meclisi çalışma ve hizmet proğramını çıkarmalıdır.
- Nisbi Temsil Sistemi Gelmeli: Belediyelere, tıpkı meslek odalarında olduğu gibi nisbi temsil sistemi getirilerek partilerin vesayetine son verilmelidir.Her parti aldığı oy ile Belediye Meclisinde ve Belediye Encümeninde ( Yürütme Kurulunda ) yer almalılardır.
Belediye Başkanları aynı zamanda Belediye Meclis Başkanlığı yapamamalı, Belediye Meclis Başkanlığı ve Divan Kurulu Meclis Üyelerince seçilmelidir.
Belediye Kanunu yeniden düzenlenerek,Belediye Başkanlarının seçilmiş "Kent Krallığı" ortadan kaldırıldığında yerel medya da özgürleşecektir.
Belediye gücünü Parti de iktidar aracına dönüştürme; Deleğelere iş ve ihale verilerek güdümlü hale getirilmeleri de ortadan kalkacaktır.
Aynı şekilde Bağımsız bir Medya Kuruluşları Üst Birliği ile Medya dışında hiç bir Parti,Tarikat,Holding Medya kuruluşu oluşturması da ortadan kaldırılmalı Medya Meslek mensupları dışında hiç bir Medya kuruluşuna izin verilmediği gibi taraftarlık yapmasına da izin verilmemelidir.Medya dini, siyasi ve ekonomik menfaatlere alet edilmemelidir.
Yandaş Medya sistemi ortadan kaldırılmalıdır.Anamuhalefet medyası iktidarın gücü ile engellenirken, İktidar borazanı ve demogoglar kürsüsünü ise yasalar engellemelidir.
14-10 -2026
Zafer Gökcan





