1992 CHP’DEN İHRAÇ EDİLDİĞİNİZDE NE DİYECEKSİNİZ?
1992 CHP’de Butlancılarla birlikte kalıp onlara karşı mücadele etmeyen, 1992 CHP’yi değil de Atatürk’ün CHP’sini koruduklarını düşünen “Cumhuriyetçiler”i merak ediyorum.
Sizi 1992 CHP’den ihraç ettikleri gün ne diyeceksiniz?
Siz hâlâ yalnızca tabelaya bakarak Kemalist ve Cumhuriyetçi bir partide olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Bir partinin adını taşıması, onun tarihsel kimliğini ve ilkelerini koruduğu anlamına gelir mi?
"Yeni" Gitti, Geriye Ne Kaldı?
Kılıçdaroğlu’nun 1992 CHP’sine getirdiği “Yeni” gitti giderken, 1992 CHP içindeki ANAP ve MHP kökenli isimleri ve asıl omurga ve kadro olarak görülen SHP’yi de yanında götürdü.
Bugün geriye;
- Mevzilerini terk etmiş eski sosyalistler,
- Parti içindeki çıkar ilişkileriyle hareket edenler,
- Sorosçu, AB’ci ve foncu olarak nitelendirilen çevreler kaldı.
Bir de DYP’den transfer bürokratik kast var.
Böyle bir tabloda, karşılığı sınırlı sosyal medya gruplarından oluşan, delege bile olamamış sanal yapılarla eşikte bekleyip içeride yaşanan gelişmelere karşı mücadele etmek yerine, giden “Yeni”cilere sesleniyorsunuz. Oysa asıl mesele, gidenlerin ardından konuşmak değil, içeride yaşanan siyasi dönüşüme karşı ne yaptığınızdır.
1992 CHP’nin Kemalist Kimliği Nasıl Korunacak?
1992 CHP’nin Kemalist CHP olması için ortada örgütlü bir Kemalist hareketin bulunması gerekir. Ancak bugün böyle bir hareketin varlığı tartışmalıdır. Daha da önemlisi, Butlancılara karşı parti içinde açıkça bayrak açan ve kararlı bir mücadele yürüten bir kadro da görünmüyor.
Gidenlerin bir gün geri döneceğini beklemek ise gerçekçi bir siyasi strateji değildir; adeta “Godot’yu beklemek”tir.
Demokrat Parti’yi kurmak üzere CHP’den ayrılanlar geri dönmüş müydü? Öyleyse giden “Yeni”cilerin neden geri döneceğini varsayıyoruz? 1992 CHP’nin kurucusu Önder Sav bile Yeni Demokrat Parti ile gitmişken, gidenlerin geri döneceği beklentisine neden bu kadar bel bağlanıyor?
Kendinizi oyalamayınız, gerçeklerle yüzleşiniz. Bir siyasi partinin yeniden eski kimliğine kavuşması, ayrılan kadroların geri gelmesini beklemekle değil, ilkelerini savunan güçlü ve örgütlü bir hareket oluşturmakla mümkündür.
1992 CHP’deki Dönüşüme Karşı Ne Zaman Tavır Alınacak?
Benim asıl itirazım, Butlancılara karşı parti içinde etkili bir mücadele yürütülmemesine rağmen hâlâ 1992 CHP’nin Kemalist kimliğini koruduğunu düşünmektir.
Kılıçdaroğlu’nun yeniden siyaset sahnesine çıkışının, 1992 CHP’yi ayrılıkçı, mezhepçi ve bölücü bir çizgiye sürükleyeceği yönündeki kaygılar ciddiye alınmalıdır. Bu kaygılar karşısında yapılması gereken, yalnızca eleştiri yapmak değil, somut bir siyasi duruş ortaya koymaktır.
- Bölünme Yasası’na evet diyen,
- AKP'nin yeni Osmanlıcı savaş çığırtkanlığına çanak tutan,
- Seçilmiş ve liyakatlı kadroları ihraç eden Butlancılar...
Ulusal devletin tasfiye edilmesine ve federasyonlaşmaya ortak olan bir 1992 CHP’siyle karşılaşıldığında mı uyanacaksınız? Daha büyük siyasi tavizler verildikten sonra mı itiraz edeceksiniz?
Sizi 1992 CHP’den ihraç ettiklerinde ne diyeceksiniz?
Bugün yaşananlara karşı sessiz kalıp yarın ihraç edildiğinizde mi gerçeği kabul edeceksiniz? Parti içinde mücadele etmek yerine yalnızca giden “Yeni”cilere seslenmek, Kemalist Cumhuriyetçi çizgiyi korumaya yeter mi?
Ya Parti İçinde Örgütlü Mücadele Edin Ya Da Bağımsız Bir Kemalist Hareket Kurun!
Önünüzde iki seçenek var. Ancak hangi yolu seçerseniz seçin, artık yalnızca eleştirmekle, sosyal medyada açıklamalar yapmakla ve gidenlerin geri dönmesini beklemekle yetinemezsiniz.
Birinci Seçenek:
1992 CHP içinde kalacaksanız, Butlancı olarak nitelendirildiğiniz anlayışa karşı örgütlü ve açık bir mücadele yürütün.
- Bunun için ortak ilkeler etrafında birleşin.
- Kemalist ve Cumhuriyetçi kimliğin hangi politikalarla zedelendiğini somut örneklerle ortaya koyun.
- Parti programı, yönetim anlayışı ve siyasi kararlar konusunda açık tavır alın.
- İl ve ilçe örgütlerinde, kurultay delegeleri arasında ve parti kurullarında ortak bir irade oluşturun.
- Eleştirilerinizi kişilere yönelik söylemlerle sınırlamayın; alternatif politikalar geliştirin, bunları yazılı hâle getirin ve parti yönetiminin önüne koyun.
Kısacası, yalnızca partide bulunmakla yetinmeyin; partinin yönünü değiştirebilecek bir siyasi güç oluşturmaya çalışın. Bunun için gerekli örgütlenmeyi ve mücadeleyi yürütemiyorsanız, yalnızca tabelaya bakarak Kemalist CHP’yi koruduğunuzu ileri sürmeyin.
İkinci Seçenek:
Parti içinde bu mücadeleyi yürütmenin mümkün olmadığına inanıyorsanız, bağımsız bir Kemalist Cumhuriyetçi hareketin kuruluşuna öncülük edin.
- Bu hareketi bir dernek, vakıf, dergi veya daha kapsamlı bir siyasi örgütlenme etrafında oluşturabilirsiniz.
- Ancak önce ortak bir program hazırlayın. Atatürk ilke ve devrimlerini, laikliği, ulusal egemenliği, üniter devlet yapısını ve Cumhuriyetin temel niteliklerini esas alan açık bir siyasi çerçeve belirleyin.
- Ardından farklı şehirlerdeki Kemalistleri bir araya getirecek yerel örgütlenmeler kurun, düzenli toplantılar yapın, kamuoyuna açık çalışmalar yürütün ve düşüncelerinizi somut siyasi önerilere dönüştürün.
Sanal gruplarla yetinmeyin. Gerçek bir örgüt, ortak bir program, sorumluluk üstlenen kadrolar ve süreklilik taşıyan bir mücadele oluşturun. Kemalist Cumhuriyetçi hareketin geleceğini, başka siyasi çevrelerin vereceği kararlara veya ayrılan kadroların geri dönmesi ihtimaline bağlamayın.
Son Söz: Bedel Ödemeyi Göze Alan Bir İrade
İşte mesele budur: Ya 1992 CHP içinde ilkeleriniz doğrultusunda örgütlü bir mücadele verin ya da bu ilkeleri bağımsız bir hareketle savunmaya başlayın. İki seçeneğin de sorumluluğu vardır; hiçbir şey yapmadan beklemenin ise Kemalist CHP’yi korumaya yetmediği açıktır.
Bugün karar vermeniz gereken budur. Yarın ihraç edildiğinizde itiraz etmek yerine, bugün hangi mücadeleyi yürüttüğünüzü ortaya koyun.
Çünkü 1992 CHP'sini savunmak Atatürk’ün CHP’sini savunmak olmadığı gibi, yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, o mirası bugünün siyasi mücadelesinde yaşatacak iradeyi göstermektir. Ya Butlancılara karşı dik durup parti içinde mücadele edin ya da Kemalist bir hareketin çatısı altında yürüyün. Bu hareket bir dernek, vakıf veya dergi etrafında örgütlenebilir; önemli olan, ortak bir düşünceyi ve mücadele iradesini temsil etmesidir.
1992 CHP’de kalıp “Yeni”ye yönelik eleştirilerinizi dile getirmeniz, tek başına sizi parti içindeki mevcut anlayış karşısında güçlü kılmaz. Üstelik bugün “Yeni”den kalanların ihraç edildiği bir ortamda, yarın aynı durumla sizin karşılaşmayacağınızın garantisi var mı?
Kurultaydan sonra sıra size geldiğinde ne yapacaksınız?
Bir siyasi hareketin geleceğini belirleyen, yalnızca geçmişte neyi savunduğu değil, bugün hangi ilkeler uğruna mücadele ettiğidir. Atatürk’ün CHP’sini korumak, yalnızca CHP tabelasının arkasında durmakla mümkün değildir. Bunun için Kemalist düşünceyi savunan, örgütlü, kararlı ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alan bir siyasi irade gerekir.
Kendinizi oyalamayınız. Siyasi gerçekleri görmezden gelmeyiniz.
1992 CHP’de kalıp giden “Yeni”cilere veryansın etmekle yetinmeyin. Asıl mesele, içerideki dönüşüme karşı ne yaptığınızdır. Parti içinde etkili bir mücadele yürütülemiyorsa, Kemalist Cumhuriyetçi hareketin kendi kurumlarını ve örgütlü mücadelesini oluşturması seçeneğini de ciddi biçimde değerlendirin.
Çünkü asıl soru hâlâ önünüzde duruyor:
1992 CHP’den ihraç edildiğinizde ne diyeceksiniz?
23 Ekim 2026
Zafer Gökcan





