Ulusal Cumhuriyetçi Demokratik Sol
Atatürkçü yol, ulusal cumhuriyetçilik ile demokratik solu birleştiren bir siyasal anlayıştır. Bu anlayışın temelinde, parti devletine ve bürokratik vesayete karşı çoğulcu, dengeli ve halkçı bir yönetim modeli bulunur.
Bugün DSP’nin ve 1992 CHP’sinin yaşadığı sorunlar, lider merkezli ve tek kanatlı parti yapısından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Atatürkçü parti modelinin yeniden gündeme getirilmesi gerekmektedir.
1930’da CHP’nin seçtiği bağımsız Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, aynı zamanda CHP Genel Başkanı ve Başbakan’dı. 1925’teki Şeyh Sait Ayaklanması ve Meşrutiyetçi TCP’lilerin İzmir Suikastı girişimi sonrasında olağanüstü koşullar oluştu. TCP kapatıldı. Başta İnönü olmak üzere devletçi bir politika izleyen kadrolar, Türkiye Cumhuriyeti’ni parti devleti hâline getirmeye başladı.
Bu süreçte halka baskı uygulandı ve Atatürk siyasal olarak yalıtıldı. Atatürk, yurt gezilerini parti örgütlerinin kontrolü dışında gerçekleştiremez hâle geldi. Parti örgütleri, Atatürk ile halk arasına set çekti.
Atatürk, parti devleti anlayışına ve bürokratik kasta karşı Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasını teşvik etti. SCF’nin amacı, hükümeti denetlemek, yanlışlarını eleştirmek ve gerektiğinde yönetimi devralmaya hazır olmaktı.
Atatürk ayrıca iktidar ve muhalefet partilerinin, bağımsız Cumhurbaşkanının mutabakatı içinde bir Millî Blok oluşturmasını önerdi. Böylece TBMM’de üçlü bir denge kurulacaktı. Ancak dönemin iktidar partisi başkanı İnönü bu öneriye uymadı. Sistem işlemedi.
İnönü ve CHP yönetimi, Millî Blok’u etkisizleştirdi. SCF’ye baskı uygulandı ve parti kapanmaya yönlendirildi.
Atatürk, üçlü denge anlayışını parti yapısı içinde de öngörüyordu. Bu modele göre parti üç organdan oluşacaktı:
- Yürütme Kurulu
- Denetim Kurulu
- Divan Kurulu
Divan Kurulu, Yürütme ve Denetim kurulları arasında denge sağlayacaktı. Böylece parti iki kanatlı bir yapıya kavuşacaktı. Toplumsal kanat ile serbest kanat, Divan’ın denetimi altında görev yapacaktı.
Bu modelde görevler birbirine devredilebilecek, parti otoriterleşmeyecekti. Yapı, monarşik veya oligarşik bir hiyerarşiye dönüşmeden meclis sistemiyle çalışacaktı.
1946’da İnönü, Meclis Hükümeti sistemli ulusal cumhuriyet anlayışından uzaklaşarak ,6İngiliz parlamenter sistemine geçti. Bu değişiklikle birlikte güçlü lider ve lidere bağlı parti bürokrasisi öne çıktı. Parti bürokrasisi, lider ile üyeler arasına bir engel koydu.
1946’dan sonra İngiliz tipi particilik etkili oldu. Bu anlayış, İnönü’den sonra Menderes, ardından Süleyman Demirel, Özal ve Erdoğan dönemlerinde monark lider oteriterisi olarak sürmektedir.
Atatürk’ün üçlü organa ve ocak sacayağı modeline dayanan tüzüğe sahip tek parti, Cumhuriyetçi Sol Parti’dir. Bu tüzük ve program tarafımdan hazırlanmıştır.
DSP’nin ve 1992 CHP’sinin içine düştüğü durum, tek kanatlı ve lider merkezli parti modelinin sonucudur. Bu modelde lider atanır. Ardından Parti Meclisi ve delegeler belirlenir. Kongrede liderin iradesi hâkim olur. Farklı düşünenler ise dışlanır veya ayrılmak zorunda kalır.
DSP’de Rahşan Hanım’ın atama otoritesini ele geçiren Masum Türker, Önder Aksakal’ı Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak atadı.Hasan Macit’in adaylığına karşı Aksakal’ın örgüt üzerindeki kontrolü sürdürüldü. Böylece DSP’nin yönetimi Masum Türker ve Önder Aksakal kontrolünde kaldı.
2015’ten 2023’e kadar aday çıkarılması engellendi. 2023’te tek adaylı olmak için muhalefet adayı nın önerge imzaları tehdit ve şantaj ile geri çektirilerek tek adaylı yapı kalıcı hâle geldi. DSP, Ecevit’in fotoğraflarının bayraklar ile asılmadığı, Önder Aksakal merkezli bir partiye dönüştü.
Benzer bir süreç 1992 CHP’de de yaşandı. Kılıçdaroğlu döneminde 1992 CHP, 1992 Yeni CHP’ye dönüştürüldü. Özgür Özel döneminde ise 1992 CHP terk edilerek Yeni Parti oluşturuldu.
İmamoğlu’nun emanetçisi olarak 1992 YCHP’nin başına gelen Özel, zamanla kendi otoritesini kurdu. Belediye başkan adaylarını belirleme yetkisi de bu otoriteyi güçlendirdi. Bu süreç, başlangıçda "Ustası karşısında kazanan çırak " görüntüsü ile Ecevit in liderleşmesine benzese de ,Menderes örneğinde olduğu gibi kontrolden çıkma riski taşımaktadır.
Özel’in Demokratik Sol bir çizgide olmadığı, Menderes’e benzer biçimde liberal demokrat sağ bir siyaset yürütmektedir.Bu anlayışın ulus devleti ve üniter yapıyı reddederek federasyoncu bir çizgiye yöneldiği tüzük ,politika ve uygulama ile görülmektedir.
Özel’in kişiliğine ve liderliğine güvenerek Yeni Parti ye katılan Bağımsız Cumhuriyetçilerin hayal kırıklığı yaşayacağı görülecektir.
DSP’nin yeniden güçlenebilmesi için kuruluş ilkelerine dönmesi gerekir. 1992 CHP ise 1923 CHP’sinin kurucu ilkelerine dönmeli ya da 1992 de kurulduğu gibi "sosyal demokrat özüne "dönerek adını tekrar SHP yapmalıdır.
Her şeyden önce DSP’nin AKP güdümünden kurtarılması gerekmektedir. Bunun için Demokratik Sol Düşünce Dernekleri kurulmalıdır.
Demokratik sol düşünce dernekleri bütün yurtta halk meclisleri yoluyla örgütlenerek,DSP nin yönetimini almalıdır.
Ecevit’in ifadesiyle, “Ulusal Demokratik Sol, Atatürk yoludur.” Atatürkçü yol, Ulusal Cumhuriyetçi Demokratik Sol dur...
1 Ekim 2026 Gökcan Zafer





