Xi Jinping, 1953 yılında Pekin’de doğdu. Çin Komünist Partisi’nin kıdemli yöneticilerinden Xi Zhongxun’un oğludur. Gençlik yılları, Çin’de Kültür Devrimi’nin en sert dönemine rastladı. 1969’da, henüz 15 yaşındayken Shaanxi kırsalına gönderildi ve yaklaşık yedi yıl köy yaşamı sürdü. Daha sonra Komünist Parti içinde çeşitli görevlerde yükseldi; Fujian, Zhejiang ve Şanghay gibi ekonomik açıdan önemli bölgelerde yöneticilik yaptı. 2007’de Politbüro Daimî Komitesi’ne girdi, 2012’de Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri, 2013’te Çin Devlet Başkanı oldu. Bugün aynı zamanda Merkez Askerî Komisyonu Başkanıdır.
Xi Jinping’in Çin yönetimindeki dönemini yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla açıklamak yeterli değildir. Onun temel yaklaşımı, Çin’in kendi siyasi ve ekonomik modelini Batı’daki klasik kapitalizm veya Sovyet tipi merkezi planlama kalıplarından farklı biçimde geliştirmesi olmuştur.
Bu modelin önemli unsurlarından biri, güçlü devlet koordinasyonu ile piyasa mekanizmalarının birlikte kullanılmasıdır. Çin’de özel sektör, rekabet, girişimcilik, ihracat ve kâr motivasyonu korunurken; stratejik sektörlerde devletin yönlendirici rolü çok güçlü tutulmaktadır. Bu nedenle Çin ekonomisini basit biçimde “tamamen sosyalist” ya da “tamamen kapitalist” olarak tanımlamak açıklayıcı değildir. Çin yönetimi bunu “Çin özelliklerine sahip sosyalizm” çerçevesinde ifade etmektedir.
Xi döneminin en dikkat çekici sonuçlarından biri, Çin’in teknolojik ve sanayi kapasitesindeki büyük yükseliştir. Yüksek hızlı trenlerden elektrikli araçlara, bataryalardan güneş enerjisine, telekomünikasyondan yapay zekâya ve ileri üretim teknolojilerine kadar Çin, birçok stratejik sektörde küresel ölçekte güçlü bir üretim merkezi haline geldi.
Bununla birlikte, Çin’in ekonomik dönüşümü Xi Jinping ile başlamamıştır. Asıl kırılma 1978’de Deng Xiaoping döneminde başlayan reform ve dışa açılma politikalarıdır. Dünya Bankası'na göre 1978’den itibaren Çin ekonomisi uzun dönem boyunca yıllık ortalama yüzde 9’un üzerinde büyümüş ve yaklaşık 800 milyon insan aşırı yoksulluktan çıkmıştır. Çin 2020 itibarıyla kendi tanımladığı aşırı yoksulluk hedefini de ortadan kaldırdığını ilan etmiştir.
Xi’nin farkı, bu mirası devraldıktan sonra Çin’i yeni bir aşamaya taşımaya çalışmasıdır. “Yüksek kaliteli kalkınma”, teknolojik bağımsızlık, stratejik sanayiler, altyapı yatırımları, kırsal kalkınma, enerji dönüşümü ve ulusal güvenlik Xi döneminin öne çıkan başlıkları olmuştur.
Özellikle Made in China 2025, ileri imalat, yarı iletkenler, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, yenilenebilir enerji ve dijital teknolojiler gibi alanlarda Çin’in dışa bağımlılığını azaltma hedefini güçlendirdi. Aynı zamanda Kuşak ve Yol Girişimi ile Çin’in ekonomik ve altyapısal bağlantılarını Asya, Afrika, Avrupa ve diğer bölgelerde genişletmeye çalıştı.
Xi döneminin bir başka özelliği de devlet disiplininin güçlendirilmesidir. Yolsuzlukla mücadele kampanyaları, parti ve devlet kurumları üzerindeki merkezi denetimin artırılması ve stratejik sektörlerde devletin yönlendirici rolünün güçlendirilmesi, onun yönetim anlayışının temel unsurları arasında yer aldı.
Ancak Xi döneminin yalnızca olumlu sonuçlardan ibaret olduğunu söylemek de doğru olmaz. Çin bugün yaşlanan nüfus, emlak sektöründeki sorunlar, iç tüketimin yeterince güçlü olmaması, ABD ve diğer ülkelerle ticaret ve teknoloji gerilimleri ve yüksek kamu/özel sektör borçları gibi ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır. Dünya Bankası da Çin’in gelecekte daha yüksek verimlilik, daha güçlü tüketim ve yüksek katma değerli hizmetlere geçiş ihtiyacını vurgulamaktadır.
Xi Jinping’i “çağımızın devrimcisi” olarak nitelendirmek ise bir siyasi değerlendirmedir; fakat bu nitelendirmenin arkasındaki düşünce anlaşılabilir. Xi, Çin’de daha önce başlamış olan reform sürecini; güçlü merkezi devlet, piyasa rekabeti, özel girişimcilik, stratejik sanayi politikası, teknolojik bağımsızlık ve sosyal hedeflerle yeni bir bütünlük içinde uygulamaya çalışmıştır.
Dolayısıyla “sosyalist disiplin ile piyasa ekonomisinin rekabet gücünü ve bireysel ekonomik motivasyonunu bir araya getirdi” şeklindeki tanım, Çin’in günümüzdeki ekonomik modelinin önemli bir yönünü yakalamaktadır. Ancak bunun Xi’nin tek başına icat ettiği bir model olduğunu söylemek tarihsel olarak doğru olmaz. Bu modelin kökleri Mao sonrası döneme, özellikle Deng Xiaoping’in reformlarına kadar uzanır. Xi’nin tarihsel rolü ise bu modeli daha merkezi, daha teknolojik, daha stratejik ve küresel ölçekte daha iddialı bir devlet anlayışıyla yeniden şekillendirmek olmuştur.
Bu açıdan Xi Jinping’in Çin tarihindeki önemi, yalnızca ülkesini yöneten bir devlet başkanı olmasından değil;
Çin’in ekonomik gücünü, devlet kapasitesini, teknolojik bağımsızlığını ve küresel etkisini aynı stratejik çerçevede birleştirmeye çalışan lider olmasıdır.
Günümüzde 67 kritik teknolojiden 62'sinde Çin ABD'ni geçmiş durumda ve dünyanin ikinci büyük ekonomisidir. Çok geçmeden dünyanin en büyük ekonomisi ünvanına da ulaşırsa hiç sürpriz olmaz.
Bence bizim gibi ülkelerin Çin modelinden demokratik ve politik olarak değil ama ekonomik ve teknolojik anlamda alacakları çok önemli dersler var diye düşünürüm.





